ANNELER VE KIZLAR: MELODRAM VE ARZUNUN DİZGİNLENMESİ
Sinema araştırmalarında, Hollywood sinemasıyla birlikte Douglas Sirk ve Vincent Minelli gibi kimi yönetmenlere referansla 1970’lerde yeniden keşfedilen ve değerlendirilen melodram, modernitenin ve modern değerlerin yeniden sunulduğu, sorgulandığı ya da müzakere edildiği bir tür olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede, türün gerek Batıda, gerekse—bir ölçüde gözardı edilen—Batı-dışı toplumlarda kültür ve sınıf çatışmalarının merkezinde yer aldığı söylenebilir.
Bu bildiri, Şoför Nebahat ve Kızı (Süreyya Duru, 1964) ve Anneler ve Kızları (Lütfi Ö. Akad, 1971) adlı filmlerden hareketle, melodram ile kültürel açıdan özgün toplumsal ve cinsel kimlikler arasındaki bağları sorgulamayı hedeflemektedir. Bildiride, filmlerde toplumsal ve aktöresel düzenin nasıl yeniden inşa edildiği konusunun yanısıra, modernitenin müzakere edilme biçimleri de değerlendirilecektir. Bu anlamda rekabete dayalı bireyciliğin karşısında cemaat içi dayanışmanın ağır bastığı ya da modern toplumsal ilişkiler yerine ataerkil değerlerin ön plana çıktığı bir yapıdan söz edilebilir.
Sözkonusu müzakereleri, bu filmlerin esinlediği yapıtlarla—Mildred Pierce (Michael Curtiz, 1945) ve Imitation of Life (Douglas Sirk, 1959)—karşılaştırmalı olarak inceleyecek olan bildiri, anneler ve kızlar arasındaki ilişkileri de bu kapsamda değerlendirmeyi hedeflemektedir. Ayrıca, aile içi krizin erkek kimliği/yetkesinin yokluğuyla simgelendiği bu filmlerde çizilen kadın kimliğinin istikrarsızlığı ve paradoksal ‘mutlu son’un işlevleri de yazıda ele alınacaktır.