TÜRKİYE’DE SİYASİ KUTUPLAŞMA VE KÜLTÜREL EKLEMLEŞME
Türkiye’de 1980’lerin ikinci yarısında ve 1990’larda İslami kimlik siyaseti yürüten hareketlerin katkısıyla, İslami ve seküler kimlikler arasında ‘Siyah Türklere karşı Beyaz Türkler’ deyişinde somutlanan, duygusal ve sembolik düzeyde bir karşıtlık oluştu. Bu kutuplaşmanın İslami kanadı, Cumhuriyet’in modernleşme/çağdaşlaşma projesinin olmazsa olmaz bir boyutu olan laikliği sorgularken İslami kültürü öne çıkarmak için ‘yerellik’ kavramını kullandı. Türkiye’de kültürel kimlik kurgulamaları siyasal söylemleri referans almak suretiyle, kökeninde sınıf ve kırsal/kentli çelişkisi taşıyan toplumsal değişme sürecini hegemonik bir kültürel kimlik çatışmasına dönüştürdü. Bu bildiride, üç farklı kuşaktan derlenen hayat hikayelerinin yardımıyla seküler ve islami kimliklerin nasıl kurgulandığı ve birbirlerini nasıl ötekileştirdikleri analiz edilmektedir. Aynı zamanda mikro düzeyde aileler içinde süregelen kuşaklar arası diyalogların, makro düzeyde ise toplumsal değişmede yer alan kültürel karşılaşmaların Türkiye’de keskin bir laik/müslüman kutuplaşması yerine bir tür kültürel eklemleşmeye yol açtığı vurgulanmaktadır.