ÇAĞDAŞ TÜRK EDEBİYATINDA GAYRI MÜSLİM AZINLIK YAZARLARI
Osmanlı Imparatorluğu’nun coğrafi genişliği, renkli bir etnik yapı oluşturmuştur. İmparatorluk, bünyesindeki yerel seslerin ve etnik yapının zenginliğini koruyucu bir yapıya sahiptir. Ancak XIX. yüzyıla değin gayrı müslim azınlıktan gelen yazarlar ve şairler varlıklarını belirgin bir sesle duyurabilmiş değillerdir. Fransız İhtilali sonrasında başlayan ulusçuluk akımlarının uzantısı ve imparatorluğun Batılılaşma çabalarının bir sonucu olarak XIX. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında azınlık yazarlarının sesi duyulmaya başlanır. Bu ses, ayrılıkçı, başkaldırıcı bir ses değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun geniş ve özgür düşünce dünyasının bir yansıması olarak, birleştirici, bütünleştirici bir sestir. Azınlık yazarları tarafından kaleme alınan kitaplarda, o yılların kültürel ve sosyal yaşamının renkli sahneleri gözlenir. Vartan Paşa tarafından yazılan “Akabi Hikayesi,” buna açık bir örnektir. XX. yüzyıla gelindiğinde ise Jak Deleon, Vivet Kanetti, Mario Levi ve Giovanni Scognamillo gibi yazarlarla karşılaşılır. Bu yazarlar, öykü, roman, deneme, anı, inceleme türü kitaplarıyla, üzerinde yaşadığımız coğrafyanın renkli, özgün yapısına tanıklık eder; bugünü ve geçmişi ‘farklı’ bir bakış açısıyla sunar ve sorgularlar. Bu bildiride amaç, gayrı müslim yazarlar ve yapıtları üzerine bir değerlendirme yapmaktır.