KADIN KÜLTÜRÜ YAZMAK
Sosyal/kültürel antropoloji içinde son yıllarda önemli tartışma alanlarından birisini, antropologların ‘kültür yazma hakkı’nın sorgulanması tartışmaları oluşturmaktadır. Antropolojide toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmalarının kültürel perspektiften değerlendirilmesinde ‘kadının kültürü yazması’ ve bir ‘kadın kültürü yazmak’ üzerine yapılan değerlendirmeler, özellikle ’90’lı yılların ortalarında feminist antropologlar tarafından antropoloji gündemine taşınmıştır.
Yukarıdaki temel tartışma noktasından hareketle bu bildirinin konusunu, Türkiye örneğinden yola çıkılarak, bir kadın kültürü yazmanın ne kadar mümkün olabileceği ve hangi ortak noktalar üzerinden bir kadın kültüründen söz edilebileceği tartışmaları oluşturmaktadır. Ayrıca, toplumsal cinsiyet ve kadın konularındaki çalışmaların ‘kültür’ merkezli bir bakış açısından değerlendirilmesi sürecinde, kadınların farklı kültürler içinde maruz kaldıkları kültürel pratiklerin, yazılan kadın kültürünü hangi açılardan ve nasıl etkilediği soruları farklı perspektiflerden tartışılmakta; kültürün tanımı ve kapsamı gereği içerdiği gerek özel alanda/ev içinde, gerek kamusal alandaki uygulamaların ‘kadınlığın kültürü’nü nasıl biçimlendirdiği ve toplumsal cinsiyetin kuruluşunda her iki alan içindeki uygulamaların söz konusu kültürü nasıl etkilemiş olabileceği ele alınmaktadır.