NE YERSEN O’SUN
Yemek yeme alışkanlığı bir ulusun sadece ekonomik özelliklerinin değil, dünya görüşünün de bir uzantısıdır. Zaman içerisinde, rastlantısal olmayan bir şekilde değişim gösteren tüketim kavramı ve beslenme alışkanlıkları incelendiği zaman, modern toplumların kendi içlerindeki sınıfsal düzeni, birbirleriyle olan ilişkilerini, bu ilişkilerde yaşanan eşitsizlikleri ve dünyanın değişen ekonomik sistemini algılamak mümkün olmaktadır. Örneğin, sulu yemek kültürü ekonomik çöküşün getirdiği bir kültürdür ve toplumda bir zorunluluk olarak yapılanmıştır; toplumlar fakirleşince zengin mutfak kültürü yerini idareci mutfak kültürüne bırakmaktadır; ekmek tüketimindeki azalma yaşam düzeyinin yükselmesinin belirtisidir, vb. Bu bildirinin inceleme alanı olan İstanbul-Beyoğlu’nda kendi adıyla adlandırılabilecek ‘İstanbul’a dair’ bir yeme-içme kültüründen, küreselleşmenin yüzünü gösterdiği, çeşitlilik varmış gibi görünmekle birlikte, aslında oluşturucu unsurların varlığının (Doğulu-Batılı; kentli-köylü; modern-geleneksel, vb.) açıkça ayırt edilemediği, tatların birbirine karıştığı, tek-tip yeme-içme kültürüne doğru bir gidişin saptaması yapılmaktadır. Bu amaçla; İstanbul-Beyoğlu örneği üzerinde, günlük yaşam kültürümüz içinde yer alan ve küreselleşmenin içinde hızla değişen yeme-içme kültürünün, bireyler farkına varmadan nasıl bir tek-tipleşme yolunda olduğu incelenmektedir.
(NOT: Bu çalışmanın kapsamı içinde olan belgesel film de sempozyumda gösterilmiştir)