MAHALLEDEKİ YABANCI: GECEKONDU ORTAMINDA ALEVİ-SÜNNİ İLİŞKİLERİNİN ETNOGRAFİK ARAŞTIRMASI
1950’lerde yoğunluk kazanan köylerden büyük kentlere göç sonucunda etnik köken ve mezhep boyutlarında farklılaşan gruplar kentlerde kendi hemşehri ağlarını oluşturmuşlardır. Kentte aynı mekanda kümeleşme eğilimi gösteren din ve dil ortaklığı olan köy kökenli göçmenler, hemşehrilik mekanizmasını, iş ve konut edinme gibi ekonomik çıkarlar yanında, bir kimlik aracı olarak da kullanmışlar ve bu durum kırsal kökenli göçmenler arasında etnik ve mezhep-ayrıştırıcı özellikler olarak korunmuştur. Özellikle Alevi ve Sünni ayrımı ön planda olmuştur. Gecekondu oluşumunun başlarında bu kimliklerin açıkça ortaya konulmamasına karşın, özellikle 1980 sonrasında kamusal alanda görünürlükleri artmış ve kimi zaman da siyasal bir içerik kazanmışlardır. Günümüzde gecekondu mahalleleri hızla apartmanlaşmaktadır. Alevi ve Sünnilerin farklı mekanlarda gruplaştıkları ve özellikle aynı yöre ve köyden gelenlerin birarada yaşadıkları gecekondu mahallelerinin bu dönüşüm süreci içinde nasıl değiştikleri, Alevi ve Sünni ailelerin mekansal olarak ayrışıp ayrışmadıkları ve iki durumda da sonuçlarının neler olabildikleri soruları önemli olmaktadır. Bu makale, apartmanlaşan bir gecekondu mahallesindeki etnik ve mezhepsel kompozisyonu araştırmakta ve bunun toplumsal ve siyasal sonuçlarını irdelemektedir.