Emine Onaran İncirlioğlu
Bilkent Üniversitesi
Gypsy Lore Society’nin 2002 yılı sempozyumu, 6-7 Eylül tarihlerinde Budapeşte’de, Macar Bilimler Akademisi’nde yapıldı. Fransa, İspanya, İtalya, Orta ve Doğu Avrupa (Romanya, Makedonya, Macaristan, Ukrayna ve Rusya) ile Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan Çingene gruplarını konu eden bildirilerin yanı sıra, Türkiye çingeneleri ile ilgili iki bildiri de sunuldu. Toplam 26 bildirinin yer aldığı sempozyumda, dil, siyasal katılım, kimlik, müzik konularına da yer verildi.
Gypsy Lore Society, Çingene Araştırmaları ile ilgilenen kişilerin katıldığı uluslararası bir örgüt. 1888 yılında İngiltere’de kurulan topluluğun, 1977’de Amerika Birleşik Devletlerinde açılan Kuzey Amerika şubesi (North American Chapter) de 1989 yılından bu yana Gypsy Lore Society adı altında çalışmalarını sürdürüyor. Topluluk, çingenelere ve çingene anlamında ‘gezgin’ (itinerant) ya da ‘göçer’ (nomadic) denen gruplara ilişkin araştırma yapılmasını, edinilen bilgilerin olabildiğince geniş çevrelere duyurulmasını, zengin bir çeşitlilik gösteren çingene kültürlerinin iyi anlaşılmasını ve bu kültürlerle araştırmacılar arasında bağlantı kurulmasını amaçlıyor. Yıllık sempozyumlar düzenleyen, araştırmacı ve öğrencilerin kullanımı için Victor Weybright Çingene Araştırmaları Arşivleri’ni kurmuş olan topluluk, 1888’den itibaren çıkarttığı Journal of the Gypsy Lore Society yerine, şimdi, yılda iki kez çıkartılan Romani Studies dergisini ve yılda dört kez çıkartılan bir bülteni de yayımlıyor.
Türkiye’de yaşayan çingeneleri konu edinen iki bildiriden birini Leipzig Üniversitesinden Antropolog Udo Mischek verdi. “Türk Çingenelerinin Meslek Becerileri” başlıklı bildirisinde, İstanbullu çingene grupları arasında yaptığı araştırmaya dayanan Mischek, 1491’e kadar uzanan Osmanlı belgelerinde sözü edilen çingene mesleklerinin günümüz Türkiyesinde de geçerli olup olmadığını sorguladı. İstanbul çingenelerinin çeşitliliğini sergileyen konuşmacı, çingenelerin ekonomik düzeyi konusunda genelleme yapılmaması gerektiğini vurguladı. Türkiye çingeneleri hakkındaki ikinci bildiriyi, Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Suat Kolukırık sundu. İzmir’de yaşayan “Roman”ların toplumsal yaşamını konu edinen Kolukırık, çingenelere ilişkin yetersiz bigi ve önyargıları ortadan kaldırmayı hedefliyordu. Bu bildirisinde, çözümlemeden çok betimlemeyi ve tanıtımı amaçlayan konuşmacı, çingeneleri “öteki” olarak ele alarak, gelenek ve görenekleri, kimlikleri, vatandaşlık algıları, siyasal seçimleri, toplumsal ve ekonomik konumları, toplumsal ilişkileri, sorunları ve gerek kendilerine gerekse dünyaya bakışları gibi konularda genel gözlemlerini ve araştırma bulgularını iletti.
Türkiye Kültür Araştırmaları bağlamında Çingene Araştırmalarının da önemli bir yeri olduğunu ancak Türkiye’de bu konuda büyük bir eksiklik bulunduğunu düşünüyorum. Dünyada çingenelerle ilgili araştırmalar, yayınlar ve örgütlenmeler 1888’den bu yana gelişirken, “Çingene Araştırmaları/Romani Çalışmaları” gibi bir akademik disiplin alanı Türkiye’de tanınmadığı gibi, çeşitli disiplinler içinde kendine yer bulan çingene odaklı araştırmalar da yeterli olmaktan çok uzaktır.