Gönül Pultar
T.K.A.G. Başkanı
Elinizdeki sayı ile bülten ikinci yılına girmekte. Editör Emine O. İncirlioğlu’nun daha önceki sayılarda belirttiği gibi, bülten ilk sayısından itibaren büyük bir ilgiyle karşılandı. Gönderdiğimiz meslektaşlardan aldığımız övgüler ve birisinin elinde gördükten sonra kendisine de iletmemizi isteyen kişilerden gelen mektuplar bizleri yüreklendirdi. Bu arada, bülten’in Ekim 2001 sayısının yayımlanması sırasında zor anlar geçirmedik değil; başından beri matbaası Meteksan’da bülten’i bedava basan Bilkent Üniversitesi—ki bundan dolayı çok müteşekkir idik—birden sponsorluğunu çekti. Neyse ki, çeşitli Grup üyelerinin maddi ve manevi fedakârlıkları sayesinde bugüne gelebildik.
Dolayısıyla, bundan sonra da bülten’i yaşatabilmek için sizlerin yardımına gereksinme duyuyoruz, ilgi alanımıza giren haber niteliğinde her türlü iletinin dışında sponsorluk da bekliyoruz. İktidar ilişkileri ile genelde kültür konusunda yerleşik yargıları sorgulayan kültür araştırmaları, insan bilimleri ve sosyal bilimlerin, disiplinlerarası ve çokdisiplinli yaklaşımlarla birbirlerine eklemlenmesini ve bu sayede kalıplaşmış öğretilerin yerini yeni kuram ve yöntem arayışlarının almasını öngörmektedir. Ayrıca, geleneksel disiplinlerin yanısıra kadın araştırmaları, toplumsal cinsiyet, etnik araştırmalar, sömürgecilik-sonrası araştırmalar gibi alanların ortaya çıkmasını sağlamış olan, bir disiplin olmaktan çok eleştirel ve çözümleyici bir bakış açısı sunan kültür araştırmaları, ülkemizde gittikçe daha önem kazanmakta ve ilgi odağı olmaktadır. Bu açıdan, T.K.A.G.’ın böyle bir haber bültenini yayımlamayı sürdürmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.
Yıldönümleri durum muhasebesi yapmaya yarayan kilometre taşlarıdır. 2001 yılını düşünürsek, en önemli etkinliğimiz 25-27 Ekim tarihlerinde düzenlediğimiz “Kültür ve Modernite” başlıklı sempozyum oldu. Uzun vadeli bakılırsa, sempozyumun ülkemiz açısından üç özelliği vardı: Bir, demokratik ortamı. Kültür araştırmalarının doğası gereği kendiliğinden oluşan ve özellikle geleneksel devlet üniversitelerinde esen hiyerarşik havanın tam aksi olan bu ortamın, Türkiye’de akademik dünyada yaygınlaşması uzun vadede çok yararlı olacaktır. İki, güncel konularda nesnelliği ve bilimselliği. Din ve etnik aidiyet gibi politik istismar malzemesi olarak kullanılan konular, tümüyle bilimsel açıdan incelendiler. Sempozyum, bunun olanaklı olduğunu gösterdi; ki, bu gene uzun vadede, kültür araştırmalarının ilgi alanı olan konularda, gerek inanılmaz sığlıkta “ucuz edebiyat” yapanların söylemlerinin, gerekse hiç birşey söylenmeyen medyatik toplantıların kofluğunun sırıtmasına yol açacaktır. Üç, ulusal yanı. Kültür araştırmaları çalışmaları, Türk ve Türkiye kültürleri üzerine oldukları zaman bile, genelde, ufku anglosakson dünyaya yönelik olan öğretim üyelerinin, bireysel olarak ya da ait oldukları kuruluşlarla sınırlı kalarak ve daha çok İngilizce ele aldıkları ya da yayın yaptıkları bir uygulama olmuştur. Kemer’deki sempozyum, kültür araştırmalarının ulusal bir platformda, ülkenin çok değişik yörelerindeki üniversitelerden gelen bilginlerin, Türkçe olarak ele aldıkları bir alan olarak “formalize” olmasını sağladı. Tabii, bildirilerde ele alınan konular bir yerde buzulun sadece ucuydu; Türk ve Türkiye kültürleri bağlamında daha nice kültür araştırmaları çalışması yapılması gerekecek.
Yıl içinde gerçekleştirdiğimiz diğer etkinlikleri daha önce duyurmuştuk. Şerafettin Turan’ın yaptığı, Türk kültür tarihinin yazılışı üzerine konuşmadan aklımda kalan, bunun ne denli güç olduğu. Şerafettin hoca, güçlüğü, Türk kültürünün değişik kıtalara yayılması olduğu kadar akademik dünyamızdaki, ağırlıklarıyla engel oluşturan tabulara bağladı. Mine Tan, Serpil Sancar ve Yıldız Ecevit’in, TÜSİAD için hazırladıkları “Kadın-Erkek Eşitliğine Doğru Yürüyüş: Eğitim, Çalışma Yaşamı ve Siyaset” raporunu sunuşlarından aklımda kalan, Türk kadınının eğitim, çalışma ve siyasete katılma konusunda cumhuriyetin ilk yıllarına oranla bugün çok daha kötü durumda olduğu. İlber Ortaylı’nın “Kültür, Ulus ve İmparatorluk” başlıklı konuşmasından aklımda kalan, İlber hocanın toplum mühendislerine ve kimi sosyal bilimcimize olduğu kadar, dolaylı bir tarzda Benedict Anderson’la Eric Hobsbawm’a çatması. İlber hocaya göre, “kültür” ve “ulus” türü kavramlar, çok uzun süreler sonucunda oluşurlar, aksini sanmak ham hâyâl.
Düzenlediğimiz toplantılarda, dinleyici sayısı her seferinde arttı; o kadar ki, İlber hocanın konuşması için tasarladığımız salonu terk edip çok daha büyük bir anfiye geçmemiz gerekti. Bu tür etkinliklere devam edeceğiz. Bundan sonra ilk etkinliğimiz, Şubat 2002’de Zeynep Yasa Yaman (Hacettepe Üniversitesi) tarafından cumhuriyet ideolojisi ile resim sanatımız arasındaki ilişkiyi irdeleyen dialı konuşması olacak. Geniş çaplı etkinliğimiz ise, 2003 yılında, Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile ortaklaşa düzenleyeceğimiz “Türk(iye) Kültürleri” başlıklı sempozyum olacaktır. Bildiri çağrısını başka sayfada bulacağınız sempozyuma ve arkasından düzenlenecek yöre gezisine geniş katılım bekliyoruz.
Buna karşılık, 2001’de yayımlayacağımızı ilan ettiğimiz Yeni Yaklaşımlar dergisini henüz gün ışığına çıkaramadık. Yayın yönetmenliğini kabul etmiş olan Ayşe L. Kırtunç işlerinin çokluğundan dolayı bu görevinden affını istedi 2001 başında iki kurucu üyemize, Himmet Umunç ile Mutlu Binark’a “hoş geldin” diyorduk. 2000 güz dönemini, Himmet hoca, Fulbright bursu ile A.B.D.’de Suffolk ve Harvard üniversitelerinde, ülkemizde Amerikan misyoner hareketleri üzerine araştırma yaparak geçirdi. Mutlu hoca ise Danimarka’da Aarhus Üniversitesinde "talkshow" konusunda dört ay süren bir araştırma yürüttü. Bugünlerde Gülriz Büken gene Fulbright bursu ile A.B.D.’ye gidiyor. Kendisine iyi yolculuklar diyerek başarılar diliyoruz. Aralık 2001 ve Ocak 2002 aylarını İsrail’de Tel-Aviv Üniversitesi’nde fellow (araştırmacı) olarak geçiren İlber hoca ise güz 2001’den beri Galatasaray Üniversitesi mensubu olarak artık İstanbullu. Bu arada, çalışmalarımızda yardımcı olmak üzere, yürütme kurulumuza, üç genç meslektaş katıldı: Serpil Aygün Cengiz (Başkent Üniversitesi), Fulya Ertem (Bilkent Üniversitesi), Barış Kılıçbay (Gazi Üniversitesi).
TÜSİAD’a hazırlanan raporun sunulduğu gün, toplantıyı düzenleyen Dürrin Alpakın-Martinez Caro (O.D.T.Ü.), eşi emekli İspanya büyükelçisi ve Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Santiago Martinez Caro’yu kaybetti. Kendisine başsağlığı dileriz.
2000 Ocak’ından beri sahne arkasında Grup’a büyük katkıları olan ve Kemer’deki sempozyumun sekreterliğini yapan, idari işler koordinatörü Selim Sünter Ekim 2001 ayı içinde bir trafik kazası geçirmiş ve yaralanmıştır. Kendisine geçmiş olsun deriz.
Hepinize başarılı bir yeni yıl dileğiyle!..